İSLAM İLE KEMALE EREN TÜRKLER, KÜÇÜKLÜK DUYGUSUNA KAPILAN İRANLILAR

Müslüman dîni, İslâm medeniyetinin temelini atıp da, üç asır sonra idareyi bir başka kavme terketmek mevkiinde kaldığı zaman, bu namzed milletin, ayrı ayrı devletler hâlinde hep Türkler olduğunu biliyoruz. Halbuki, bu gözü pek, yiğit ve cenkci kavim, yaratılışındaki fıtrî kahramanlığa muvâzî olarak, ruh yapısında yumuşak, mûtedil ve uysal elemanlara da mâlikti. Onun için, islâmiyette, ihtiyaç…

KÜLEYNÎ’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLER

MUHAMMED EBÛ ZEHRENİN KÜLEYNÎ’YE YÖNELİK ELEŞTİRİLERİ Doç. Dr. Mehmet EREN ÖZET Hicri dördüncü asırda, Ehl-i sünnet’in meşhur altı hadis kitabı gibi Şîa’nın dört temel hadis kaynağı telif edilmiştir. “Küleynî” nispetiyle meşhur olan Ebû Cafer Muhammed b. Yakûb’un (ö. 329/941) el-Kâfî adlı eseri, hem rivâyet sayısı çokluğu, hem de diğer üç kitaptan önce telif edilmesinden ötürü,…

ANADOLU’DA ŞİA ETKİSİ

“Mehmed Arif bey H. 1291 senesinde Mazgirt, Kozican, Ovacık kazalarına geçici bir memuriyetle gitmiş, kitabında şöyle diyor: “Orada yaşayan ahâlinin Ehl- i Sünnet’ten ve daha doğrusu İslâmiyet’ten ayrı bir mezhebe mensup olduklarını gördük. O ahâli umumî surette Allah, Muhammed ve 12 İmam’ı yüceltirler.

İLK HUKUKÇULAR VE İLK MEZHEPLER

Haricîlerden başka bütün müslümanlar, Sünnîler Ehl-i Beyt’i sevdiklerinden, bu mânâda Sünnî ve Şi’a ayrı şeyler değildir. Bilhassa tarikatların feyiz ve kültürü Ehl-i Beyt’ten gelmiş olmakla, onlar hep Âl-i Resûl’ün âşıklarıdır. Sünnîler dahi beş Âl-i Abâ ile beraber on iki imamı saygıyla anar ve överler.

CA’FERÎLİKTE MUT’A VE ONA KARŞI SÜNNÎ DURUŞ

Mut’a nikâhı bir erkeğin, bir başka adamla evli olmayan sayısız kadınla şahitlere bile gerek kalmaksızın sadece söyleyeceği iki kelime karşılığında istediği süre için cinsel teması helal edinmesidir.

SEKALEYN HADİSİ VE DEĞERLENDİRİLMESİ

Size sekaleyni bırakıyorum ki, onlara sımsıkı sarılırsanız asla dalâlete düşmezsiniz. Onlar,Allah’ın kitabı ve Ehl-i beytimdir. şeklinde nakledilen ve aynı zamanda “sekaleyn hadisi” olarak meşhur olan bu hadis, hem Ehl-i sünnet hem de Şîa görüşü açısından büyük önem taşımaktadır.
“Sekaleyn hadisi”nin yorumlanması ilk dönemlerden bu yana hep problem olagelmiştir. Bu problem de; hadiste zikredilen edilen “Ehl-i beyt” ifâdesidir. Yani “Ehl-i beyt”ten kastedilen mânânın ne olduğudur.

ŞİA’NIN DÖRT MUTEBER RİCÂL KİTABI

Şia’nın “Kütüb-i Erbaa Ricâliyye”sini yani ricâl ilminde en muteber kabul ettikleri dört eseri tanıtmayı amaçlayan bu makale, Şia’nın ricâl ilmine bakışlarını anlamaya bir basamak oluşturmak düşüncesiyle kaleme alınmıştır. Söz konusu dört eserin müellifleri, muhtevaları, temel özellikleri, cerh ve ta’dîl ilmi açısından değerleri ve Sünnî ricâl kitaplarıyla ilişkileri makalede irdelenmeye çalışılmıştır.

ŞİÎ VE SÜNNÎ MÜFESSİRLERİN EHL-İ BEYT’LE İLGİLİ BAZI AYETLERE YAKLAŞIMLARI

ŞİÎ VE SÜNNÎ MÜFESSİRLERİN EHL-İ BEYT’LE İLGİLİ BAZI AYETLERE YAKLAŞIMLARI ÜZERİNE Mesut OKUMUŞ Doç.Dr., Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi A-GİRİŞ Elinizdeki incelemede genelde Kur’ân’ın muhtelif ayetlerinde ve özelde de 33/Ahzab Suresi 33. ayetinde zikredilen ‘Ehl-i beyt’ tabirinin, Şiî ve Sünnî tefsirlerde nasıl ele alındığı ve tanımlandığı, mezkur ayetin Şiî ve Sünnî müfessirler tarafından nasıl yorumlandığı,…

BÂTINÎLİK – HURÛFÎLİK

Bâtınîler’e göre imâm, Allah’ın halifesidir, daha doğrusu insan şekline girmiş bir mâbud olup İslâm’dan evvel, bu imamlar ekseriya gizli kalmıştı. Peygamberler, bu imamların temsilcisi demekti.

“BEN İLİM ŞEHRİYİM ALİ DE ONUN KAPISIDIR”

“BEN İLİM ŞEHRİYİM ALİ DE ONUN KAPISIDIR” HADİSİ ÜZERİNE Dr.Seyit AVCI Alibeyhüyüğü Çok Programlı Lisesi GİRİŞ Hz.Ali, ashâb-ı kirâm arasında Kur’ân, hadis ve özellikle fıkıh alanındaki bilgisiyle kendini kabul ettirmiş otorite bir sahâbidir. Beş yaşından itibaren hicrete kadar Hz.Peygamber’in yanında yetişip büyümesi, onun damadı ve amcazadesi olması, Tebük dışında bütün gazvelerde Resül-i Ekrem’le birlikte bulunması…

İMÂMİYYE ŞİA’SINDA EHL-İ BEYT SEVGİSİNİN EZOTERİK (BÂTINİ) İNANÇLARA DÖNÜŞÜMÜ

İMÂMİYYE ŞİA’SINDA EHL-İ BEYT SEVGİSİNİN EZOTERİK (BÂTINİ) İNANÇLARA DÖNÜŞÜMÜ İbrahim COŞKUN’ GİRİŞ Allah için sevmek ile Allah gibi sevmek birbirinden tamamen farklıdır. Birincisinde insanın en temel duygularından biri olan sevgi normal mecrasında yol alır, zamanla gönüllere yerleşir ve kökleşerek gelişmesini sürdürür; insan şahsiyetinin pozitif yönde gelişmesine neden olur. İkincisinde ise sevilen varlıklara gereğinden fazla sevgi…

İMÂM-I RABBÂNÎ AHMED FARÛKÎ SİRHİNDÎ’NİN (ö. 1034/1624) ŞİA VE EHL-İ BEYT’E BAKIŞI

İMÂM-I RABBÂNÎ AHMED FARÛKÎ SİRHİNDÎ’NİN (ö. 1034/1624) ŞİA VE EHL-İ BEYT’E BAKIŞI Halil İbrahim ŞİMŞEK Yard. Doç. Dr., Gazi Üniversitesi Çorum İlahiyat Fakültesi GİRİŞ Tasavvufî düşünce geleneğinde Ehl-i beyt’e sevgi ve bağlılık önemli bir yer tutar. Özellikle bu geleneğin müesseseleşmiş şekilleri olan tarikatların pek çoğunda hem Ehl-i beyt’e, hem de onların soyundan gelen seyyid veya…